
Bir onceki yazida Danistay'da yasanan, Ertugrul Ozkok'un,
'Turkiye'nin 11 Eylul'u' diye tanimladigi, vahim olaydan sonra CHP'nin uzerine dusenleri yazmistim. Bugun gazeteleri okurken Mehmet Ali Birand'in da benimle ayni noktaya dikkat cektigini gordum, CHP bunu bir siyasi rant firsati olarak gormemeli... Olayin hemen ardindan AKP ve olayin sorumlulariyla ilgili yazmak yerine CHP ile ilgili yazdim cunku olay tazeyken duygularimin AKP hakkinda objektif yorum yapmaya el vermeyecegini dusundum, CHP'nin rolunu bicmek daha kolaydi cunku... simdi AKP...
Her ne kadar CHP'nin gerilimi arttirmamak adina bu olayi AKP'ye karsi kullanmasinin yersiz olacagini soylesemde bu olayda AKP'nin cok ciddi sorumluluk tasidigini inkar edecek degilim. Basbakan, Mersin'de ciftcinin anasiyla ilgili yorumlarindan sonra katildigi kongrede yaptigi konusmanin hesabini bugun vermek zorundadir. Cunku Basbakan o konusmada, ciftciye ve dolayisiyla halka yaptigi terbiyesizligi bu sefer devletin yuce kurumlarina yoneltmis ve Danistay kararlarindan bahsederken Danistay'a 'Efendi' diye seslenmis, yapmakta oldugu asil goreve ihanet ederek devletimizin en temel kurumlarindan birini kendi capinda assagilamistir. Bu denli kendini bilmez ve sorumsuz bir tutum Basbakanlik koltugunda oturan kimsenin hakki olamaz. Basbakan seviliyor, halki anliyor olabilir ama bir lider olmak bundan fazlasini gerektirir. Liderlik sorumluluk almak, hataya yer vermemek demektir. Bizim Basbakanimiz bu hususlarda basarisiz olmustur. Bu nedenle Basbakan dunku cinayetin ardindan kendini gercekten hak ettigi bir felaketin ortasinda bulacaktir cunku Mersin'de o ayni kongrede kendi agzindan dokulen sozcukler gibi "Turkiye yol gecen hani degildir!". Basbakan dini siyasete alet etme hastaliginin sonuclarina kendisi katlanmak zorunda oldugu gibi Turk milletini de bu vahim hatalarindan dolayi magdur etmistir. Hesap zamani yaklasmaktadir.
Adalet ve Kalkinma Partisi, kalkinma konusunda sirtini IMF, kuresellesme ve Dervis'in programina yaslamis, aslinda yeni hic birsey getirmeden bekleneni ve soyleneni yapmistir. Adalet konusunda ise Turk milletinin 80 yildir yasadigi en kotu donemi getirmistir. Kanunlarimizin yarim yamalak reformlarla kevgir haline getirilmesinden sonra yargi kurumlarinin sayginligini ve etkinligini yitirmesine, hatta kalles kursunlara acik hedef olmasina izin veren bir partidir AKP. Turkiye'yi yoneten sozde adaletin partisidir ama Turkiye'de adalet var midir? Turkiye'de adalet her gecen gun daha da erimekte, Turk toplumu orman kanunlarina bir adim daha yaklasmaktadir. Satirla ogrenci kesenler, ideolojik cinayetler, adam oldurup 5 aya cikanlar, Agcalar, Pekerler, pislikler, kallesler AKP doneminde, ayni sivrisinegin bataklikta uredigi gibi son hizla uremislerdir. Burada suc tabi ki sadece hukumetin degil ama bu gelismeleri gormezden gelme, acik acik sabika kaydi bulunan Vakit gazetesini favori gazete ilan etme (bkz Abdullah Gul) gibi yaklasimlari ile durumun bu noktaya gelmesine buyuk katkilari olmustur. Turban meselesini secime alet eden, imam hatipli adama yirmiucnisan konusmasi yaptiran, sikmabasli kizlari meclise sokup turku okutan AKP bu cinayetin sorumlusu degildir de kimdir?
Yapmaya calistigim onlar-biz ayirimi degil. Bugun ulkenin en buyuk eksigi birlik ve beraberliktir, laik-dinci, ulkucu-solcu ayrimlarinin bizi getirdigi noktalara bakip bu eksiklige goz yasi dokmemek neredeyse imkansiz. Iste bu noktada liderlere dusen gorev bu ayriliklarin giderilmesiyken Tayyip Erdogan ve kurmaylari yoldan sapmis, oy kaygisi ile bu ayrimi guclendirecek hatalar yapmislardir. Erdogan'in Malezya'da Islami bankacilik ile soyledigi seyler gurur ve umut vericiydi halbuki, Islam'in yasadigimiz dunya sartlari icinde yeniden algilanmasinin, ilericilige olan gereksinimimizin altini cizmesi benim gururumu oksamisti fakat yurt icine dondugunde secim kaygisiyla o sikmabas turbanlara takili kalmasi onu yetersiz kilmaya yeter benim gozumde.
Tum Turk milletine buyuk gecmis olsun, siyaset ve ekonomimizdeki pembe tablonun sonunun geldigine inaniyorum. Keske Tayyip Erdogan yeterli olsaydi, keske Malezyada'ki tavrini buraya tasisa, keske sorumluluklarina daha iyi sarilsaydi. Ondan otesi laik ve modern yasam tarzinin bu milletin temel taslarindan biri olduguna inanan, yani benim gibi dusunen, kimseler keske korkmasalar, cocuklarini magazinle zehirlemek yerine ulkelerine sahip cikmayi ogretselerdi...
Tabi keskelerle vakit kaybetmemek lazim, onumuzde secimler var. Bana kalirsa bu son olay AKP'nin erken secime gitmesini gerektirmekte, cunku her ne kadar 5 yil boyunca ofiste kalmayi hak etmis olsalarda su anda temsil ettikleri oranda oy almadiklarini onlar da biliyorlar ve haksiz kazanimlari olan bu gucu biraz daha kotuye kullanirlarsa sistemin kurumlarinin baskisinin dayanilmaz hale gelicegini ongoruyorlardir. Tabi bu baski su an itibariyle askeri darbe tehtidi disinda etkin bir form kazanabilir mi o da ayri bir soru isareti. Sirtini orduya yaslayip goz gore gore kaybettigimiz degerlerimize sahip cikmak yerine surekli sikayet eden kesime sormak gerek tabi bunu : Nasil olurda CHP'nin alternatifi olmaz? olmayacaksa nasil olur da Baykal yonetimi CHP'de kalir?
Son olarak bu olayin isiginda bir ders cikartilmasi gerektigine inaniyorum. Bu ders, guc kullanarak bir dusunceyle, veya o dusuncenin yanlis anlasilmis versiyonlariyla savasamayacagimizdir. Guclu bir fikirle karsi savasmanin tek yolu baska bir fikirdir... O hep sigindigimiz, gereksiz yere tanrilastirdigimiz Ataturk bunun bilincinde oldugu icin yaratici ve basarili bir liderdi, bugun duruma bakip soylenenler (basta CHP) guclu fikirler uretmekte zorlandiklarini itiraf edip bunu degistirmek zorundadir. Yoksa yasakla ne mollalik, ne sikmabas, ne kadin dovme degismez bu ulkede...
*Resim hurriyet gazetesi internet sitesine aittir.